Hepimiz öfkeliyiz. Gelecek kaygısı, ekonomik çıkmazlar ve her geçen gün biraz daha kaotik hale gelen bir dünya… Ancak son zamanlarda genç dostlarımızda sıkça gördüğüm bir yanılgı var: Karşılaştıkları her 40’lı, 50’li yaşlardaki abilerine, ablalarına “Boomer” etiketini yapıştırıp geçiyorlar.
Bilgisizce sıfatlar dağıtmadan önce, gelin bu kavramın arkasındaki gerçek suçluları ve dünyayı nasıl bu hale getirdiklerini konuşalım. Çünkü bizi onlarla aynı kefeye koymanız, hem bize hem de verdiğiniz mücadeleye haksızlık.
Baby Boomer Kuşağı Kimdir?
Her şey İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesiyle başladı. Savaşın o sert ve karanlık koşullarının bir anda son bulması, Batı blokunda görece bir refah toplumu yarattı. İnsanların geleceğe dair umutları yeşerince, doğum oranlarında patlama yaşandı.
Baby Boomer: 1946 ile 1964 yılları arasında doğan, adını bu “bebek patlaması” (baby boom) döneminden alan kuşaktır.
Bu kuşak, modern dünyanın sunduğu tüm nimetlerden sonuna kadar, adeta sömürürcesine faydalanarak yaşadı. Abartısız söylüyorum: Bilinen insanlık tarihinin en şanslı kuşağı onlardı. İş bulmanın, ev araba sahibi olmanın kolay olduğu; doğanın henüz bu kadar tahrip edilmediği altın bir çağda büyüdüler.
Gitmek Bilmeyen, Kaynakları Tüketen Bir Nesil
Bu kuşağın en büyük problemi ne biliyor musunuz? Zamanı geldiğinde köşesine çekilmeyi bilememeleri.
Bugün dünyanın pek çok süper gücünü, dev şirketlerini ve karar mekanizmalarını hâlâ bu kuşak yönetiyor. Modern dünyanın tüm kaynaklarını kafalarına göre tüketip arkalarında koca bir enkaz bıraktıkları yetmezmiş gibi, şimdi de İkinci Dünya Savaşı sonrası oluşan o görece barış ortamını baltalayarak jübilelerini yapmak istiyorlar. Koltuklarına öyle bir yapışmış durumdalar ki ne köşelerine çekilmeyi biliyorlar ne de dünyayı rahat bırakmayı.
Yaşadığınız Bu Hayatın Sorumlusu Biz Değiliz!
Şimdi gelelim asıl meseleye…
Sevgili gençler; 40’lı ve 50’li yaşlarındaki bizlere “Boomer” derken ıskaladığınız bir şey var. Biz de en az sizin kadar bu sistemin mağduruyuz. Biz, o bahsettiğiniz kaynakların çoktan tüketildiği, krizlerin birbirini izlediği bir dünyaya gözlerimizi açtık.
- Biz dünyayı şekillendirme şansını hiç elde edemedik. Yönetim paneli hiçbir zaman bizim elimize geçmedi.
- Büyük ihtimalle o yönetim sırası bize hiç gelmeden, doğrudan size geçecek.
- Dolayısıyla, bugün yaşadığınız bu zorlu hayatın sorumlusu biz değiliz.
Lütfen bizi, gitmek bilmeyen o “zararlılarla” aynı kefeye koymayın. Öfkenizi doğru yere, asıl sorumlulara yönlendirin. Doğru insanlara “Boomer” deyin.
Bütün Ümidim Gençliktedir
Tüm bu karamsar tabloya, çalınmış yıllarımıza ve önümüze konulan engellere rağmen en ufak bir şüphem yok: Bu dünyayı sizler değiştireceksiniz.
Tıpkı yüzyıl öncesinden bugüne ışık tutan o eşsiz vizyonun sahibi Mustafa Kemal Atatürk’ün de söylediği gibi:
“Bütün ümidim gençliktedir.”
Öfkenizi diri tutun, ama onu doğru hedefte birleştirin. Biz sizin düşmanınız değil, aynı fırtınada farklı sandallarda kürek çeken yol arkadaşlarınızız.
Ali Balaman
Bir Cevap Yazın